Cesur olmanın kendin olmakla alaka

Röportaj: Belinda Kuran

Fotoğraflar: Avşar Gülener

 

(Üst başlık) Ekranların güzel ve sevilen ismi Özge Uzun

(Başlık) Cesur olmanın kendin olmakla alaka

 

Spot: Anne ile çocuk arasındaki bağ evrende başka hiçbir şeyde yok.

Spot: Haber mahiyetindeki olayların paylaşımı için Whatsapp’in kullanılmasını anlamlı buluyorum

Spot: Tavsiyem kadınlar anne olunca her şeyi kendileri üstlenmeye kalkmasın.

Spot: 2017’de huzur ve barış diliyorum. Ah tabii aşk da olsun! 

 

Kutu: Cesur olmanın kendin olmakla alakası olduğunu düşünüyorum. Hayat tozpembe değil. Benim de saklayacak bir şeyim yok. Cüretkâr bir insan olduğumu ilk gençlik yıllarımdan beri zaten biliyordum.

 

Kutu: Yorulduğunuzu hissettiğiniz anlarda sizin ellerinizi bırakmayan bir yaratıcı olduğuna inanmak sizi tekrar ayağa kaldırıyor. Ardından Dağhan’ın gözleri deniz mavisi. Ben ona “mavi gözlü devim” diyorum. Ve Siva… O benim meleğim. Siva gerçekten bana dayanma gücü veriyor pek çok konuda.

Kutu: Baba-kız aşkı bambaşka. Tavsiyem kadınlar anne olunca her şeyi kendileri üstlenmeye kalkmasın. Eşlerine de sorumluluk versinler. Süper kahraman olmanın lüzumu yok!

 

“… Yolculuklar ilginçtir; dağlardan, deniz kıyılarından, kentlerden, gecelerden geçilir. İnsanlardan geçilir…” demiş Tezer Özlü.

Gerçekten  de öyle aslında… Hayat, her bir canlıya bambaşka zamanlar sunuyor. Bu zamanlar içinde bizlere geçip gidebileceğimiz, soluklanabileceğimiz hatta umutlarımızla koyun koyuna girebileceğimiz anlar var ediyor. Önemli olan bu zamanlar içinde insanın kalbindeki kıpırdamak için yüzsüzleşen o sevgi parçasınıdolu dolu yaşaması diyebiliriz herhalde… Bir de insanın ruhunu doyurması önemlidir sanırım.

Tüm bu satırlarda aslında sizlere cesur, güzel ve başarılı bir kadın, ekranların sevilen ismi Özge Uzun’la buluşturmak işitiyorum. Ünlü Yazar Tezer Özlü’nün kaleme aldığı satırları da bu nedenle yazdım aslında. Çünkü Özge Hanımın hayatında yaşadığı yolculuklarda aslında “mavi gözlü devim”ve “meleğim”dediği öncelikleri var. Oğlu Dağhan ve kızı Siva’yla bambaşka zamanlarda farklı yolculuklar yaşayan bir kadın Özge Uzun. Tüm söylemlerinde ve yazılarında her şeyi çekinmeden ve tüm cesaretiyle anlatan Uzun, geçtiğimiz yıllarda yayınladığı “Sizin Hiç Maviniz Var Mı?”  kitabıyla da tüm hayatını, kendiyle yüzleştiği noktalarını anlatmıştı.  Uzun’la yeni projelerini, hayatı tüm ruhuyla dolu dolu yaşayışını ve yeni yıldan beklentilerini konuştuk.

 

– Özge Hanım, öncelikle röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Başarılı bir haberci ve özel bir annesiziniz. Medya sektörüne baktığımızda, her sektörde olduğundan daha da çok zorluklarla karşılaşıyoruz. Gerek yazdığınız yazlılarda, yayınladığınız kitabınızda ve röportajlarınızda her şeyi cesurca anlatabilen bir kadınsınız. Bunun zorluklarından bahsetmek isterim. Sektörde ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

– Ben teşekkür ederim röportaj teklifiniz için. Cesur olmanın kendin olmakla alakası olduğunu düşünüyorum. Hayat tozpembe değil. Benim de saklayacak bir şeyim yok. Cüretkâr bir insan olduğumu ilk gençlik yıllarımdan beri zaten biliyordum. Kitap açısından bakarsak“Sizin Hiç Maviniz Var Mı?” bu cesaretin yazılı bir sonucu oldu. Bir de kelimeler, cümleler yoluyla bunu kanıtladım kendi içimde. Sektörel anlamda ise evet zor bir alan medya ama cesaret samimiyeti de getiriyor yanında. Kendiniz gibi olursanız bu yaptığınız işe de yansıyor. Röportajlar konusu ise bir nevi iç dökümüne dönüşebiliyor bazen…

-“Başkent İletişim Akademisi”nde spikerlik-sunuculuk dersleri de veriyorsunuz. Gençleri nasıl gözlemliyorsunuz? Bu arada siz de TRT spikerlerinden ders aldınız, nasıl bir duygu ders vermek?

– Gençler muhteşemler. Hepsi çok meraklı ve iyi birer gözlemciler. Azimliler. Onlara yeteneğin önemli olduğunu ama istikrarlı bir çalışmanın sonuca götüreceğini anlatıyorum. Gençlerle buluşmak ise benim için her zaman heyecan verici.  Gözlerindeki ışıktan besleniyorum zaman zaman. Bazen onlarla 18’indeki Özge’yle konuşur gibi konuşuyorum. Onlarla ders saatleri günün koşturması içinde kendime açtığım nefes alanı.

 

(Ara başlık) Whatsapp hatları umarım mesleki anlamdaki foto ve haber muhabirliğini besler

– Sanal anlamda herkesin neredeyse gazeteci gibi birçok haberi paylaştığını görüyoruz. Özellikle bazı ana haber bültenlerinin Whatsapphatları var. Hatta birçok izleyici gördükleri olayları çekip gönderiyorlar. Sizce bu durum gerek yazılı gerek görsel anlamda sektörü nasıl etkiliyor?

– Artık internet, sosyal medya, mobil uygulamalar hayatımızın her yanında malum, bunun da belli sonuçları oluyor. Bazen olumlu bazen de can sıkıcı. Haber mahiyetindeki olayların paylaşımı için Whatsapp’in kullanılmasını anlamlı buluyorum. Çünkü değişip dönüşen şeyler var dünyada. Haber bültenleri haber ekibinin hazırlayıp seyirciye sunduğu bir şey evet ama seyirciyle etkileşim adına ve vuku bulan, hayatın detayında kalmış gibi görünen konuların yansıması için işe yarar bir yöntem bence. Bu da herkesi bir anlamda“muhabir” yapıyor. Umarım mesleki anlamdaki foto muhabirliğini, haber muhabirliğini besleyen bir şey olur.

– Alem FM’de “Kent Işıkları” adını verdiğiniz bir radyo programı yapıyordunuz… Radyoculuğu özlüyor musunuz? 

– Radyo benim ilk göz ağrımdır. Mesleğe radyoyla başlamıştımzaten çok küçük yaşlarda… En son da TRT Kent Radyo İstanbul’da “Kent Işıkları”nı yaptım. Kendime alan açtığım, şiirler okuduğum, sevdiğim şarkıları dinleyicilerimle paylaştığım, güzel insanları konuk olarak ağırladığım bir programdı. Özlüyorum tabii…

– Ermeni dostlarınız olduğunu biliyoruz. Dostlarınızla yaşadığınız varsa anılarınızı öğrenmek isteriz. 2017 yılı için duygu ve düşünceleriniz almak isteriz. 

– Yayıncım İnkılap Yayınları’ndan ArenŞenorkyan… Onunlayken çok gülüyoruz mesela, acayip keyifli bir dosttur. 2017 yılı için toplumumuza ve tek tek herkese huzur ve barış diliyorum. Ah tabii aşk da olsun!

 

(Ara başlık) Dağhan benim “mavi gözlü devim” 

– Biraz da özel hayatınızdan bahsetmek isteriz. Oğlunuz, Dağhan özel bir çocuk… Daha önceki röportajlarınızda Dağhan’la birlikte yaşadığınız süreci çekinmeden anlattınız. Yorulduğunuz dönmelerde sizi hayata bağlayan öge neydi?

– Yorulduğunuzu hissettiğiniz anlarda sizin ellerinizi bırakmayan bir yaratıcı olduğuna inanmak sizi tekrar ayağa kaldırıyor. Ardından Dağhan’ın gözleri deniz mavisi. Ben ona “mavi gözlü devim” diyorum. Ve Siva… O benim meleğim. Siva gerçekten bana dayanma gücü veriyor pek çok konuda. Tüm bunlardan başka bir de Özge’nin içinden çıkardığım Özgeler var… Her biri başka bir kadın. Onlara tutunuyorum yorgunluğun derecesine göre.

– Dağhan’dan sonra yeniden bir hamilelik dönemi yaşadınız? Hamilelik sürecinde kendinizi nasıl hissettiniz? 

– Planlı bir hamilelik değildi. Duygusal olarak gelgitlerim oldu. Ama Siva’yı doğurma kararını kendime güvendiğim için verdim. Çünkü Dağhan’ın durumu milyonda bir görülen bir şeydi. Üstelik teşhis edilemeyen bir durum. Siva’da da teşhis edilemeyebilirdi. Fakat iyi düşünerek ve gerçekten iyi bir şey olsun isteyerek adım attım. Ve Allah bana bir melek verdi;Siva. O da benim lotus çiçeğim bu arada!

 

– Kızınız Siva için hayatımdaki bir melek diyorsunuz ve abisiyle olan iletişimden bahsediyorsunuz? Aralarındaki iletişimin ve sizin için yepyeni hatta farklı olan bu süreçte neler keşfettiniz? 

– Ben onlardan her yeni günde bir şeyler öğreniyorum. Onların birbiriyle olan ilişkisinden, Siva’nın Dağhan’ı öpüşünden, Dağhan’ın Siva’nın gözünün içine bakışından… Bazen evet iki çocuk zor olmuyor mu, oluyor… Ama bazen de ev festival yerine dönüyor… Onlara bir şey öğretirken bile çok eğleniyorum!

– Evde nasıl bir sistem hakim? Yani Hem Dağhan hem de Siva’nın isteklerini nasıl şekillendiriyorsunuz?

– Siva, her ne kadar bir melek olsa da kız olmanın verdiği o sempatiklik ve tatlı şımarıklıkla istediklerini yaptırmanın peşinde. İnatçı, tuttuğunu koparan bir kız. Dağhan’ın da bazen cidden sabrımı ölçtüğü zamanlar oluyor. Ama anne olmak size onların isteklerindeki dengeyi sağlamanızda yardımcı olan bir şey, bir kere onları en iyi siz tanıyorsunuz bu muhteşem bir şey! Anne ile çocuk arasındaki bağ evrende başka hiçbir şeyde yok.

 

(Ara başlık) Süper kahraman olmanın lüzumu yok!

– Biraz da kitabınız “Sizin Hiç Maviniz Var mı”danbahsetmek istiyorum… Neydi sizi bu kitabı yazmaya iten neden?

– Büsbütün hayatım. “Bu kitap bitince öleceğim. Çünkü yeniden doğmaya ihtiyacım var” fikri baskındı.

– Kitabınızın bir bölümünde, umudu anlatıyorsunuz. Aslında o bölümde bir annenin çocuğundan hissetmek istediği bir özlemi dillendirdiğinizi hissediyoruz. Bunu sizden dinleyebilir miyiz?

– Kitaptaki “Umut” bölümü evet Siva’ya hamileliğimdeki duygularımı, içinde bulunduğum ruh halini anlatıyor o bölüm… Dağhan’dan sonraki bu hamilelikte kaygılar, tedirginlikler ön plandaydı tabii. Ama o umuda sarıldım işte. Ondan cesaret alarak yola devam ettim. Bir yanda yeni bir iş fırsatı kapımı çalmıştı, bir yanda hamilelik vardı üstelik.Bütün çocuklar dünyaya kısmetiyle gelirmiş ya hani bende Dağhan’da da öyle olmuştu. Bir umuda tutunuyorsunuz ve yeni umutlar ruhunuzda da, yaşamınızda da diriliveriyor.Önemli olan incecik ışığa bile tutunup ve yola koyulmayı bilmek galiba.

– Kitabınızda Dağhan’ın babasıyla olan iletişiminize de değiniyorsunuz… Dağhan’la olan iletişimi hangi noktada? Bir de buradan ailelerin bu tip zorluklarla karşılaştıklarında neler yapmalılar? Ne söylemek istersiniz. 

– Artık muhteşem. Erkekler çoğunlukla çocukla iletişim kurdukça baba oluyorlar. Volkan da kabullenme konusunda zor bir dönem yaşadı. Ancak o karmaşık günler bitti. Hayatımız olağan akışında. Volkan Bakü‘de yaşıyor. Ayda birkaç hafta sonu geliyor. Ve herşey çok keyifli gidiyor. Siva’ya aşık elbette. Baba-kız aşkı bambaşka. Tavsiyem kadınlar anne olunca herşeyi kendileri üstlenmeye kalkmasın. Eşlerine de sorumluluk versinler. Süper kahraman olmanın lüzumu yok (gülüyor).

– Gelecek planlarınız arasında okuyucularınıza müjdeleyebileceğiniz yeni bir kitap haberi var mı?

– Evet,2017’nin başında bir kitap geliyor. Kadın erkek ilişkileriyle ilgili. 30-35 yaş üstü boşanmış, hiç evlenmemiş ya da evli kadınların yaşadıklarıyla ilgili. Aşk var içinde, ilişkiler var, umut var. Ben de heyecanla bekliyorum okuyucuyla buluşmasını.

– Bu özel röportaj için teşekkür ederiz. 

 

 

About the author

LUYS_Admin

Luys Magazin Gazetesi Ana Hesabıdır.