Emel Çölgeçen Röpörtajı

Emel Çölgeçen

 

Röportaj:  Sarven Muradyan
Fotoğrafalar: Arto Davulciyan
Fotoğraf albümünün tamamına ulaşmak için TIKLAYIN!

IMG_00736_720x1080Sezonun iddialı dizilerinden Poyraz Karayel’de gözü kara, güzel bir avukatı canlandıran Emel Çölgeçen, tiyatroyla başlayan kariyerini ekranda sergilediği başarılı performansıyla taçlandırıyor. Yeni sezonda oldukça başarılı bir ekip ve projeyle evimize konuk olan Çölgeçen, izleyicinin Sema’nın hikayesiyle yakın zamanda tanışacaklarını söylüyor.

Aliye dizisiyle hayatımıza giren güzel oyuncuyla röportaj için bir araya geldiğimizde samimi, sıcak ve bir o kadar keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Tiyatronun hayatındaki en önemli yeri kapsadığını dillendiren Emel Çölgeçen, ‘‘Bir gün çocuk yapmak isteyeceğim bir adamla tanışırsam evlenip çocuk yaparım’’ diyor.

Dilerseniz herkesin yakından tanıdığı ünlü oyuncu Emel Çölgeçen’le bir araya geldiğimiz özel röportaja birlikte göz atalım.

– Ekşi sözlükte göründüğünden çok daha güzel bir hanım demişler… Gerçekten de öyle…

– Çok naziksiniz, çok teşekkür ederim (Gülüyor).



– Tiyatro eğitimini aldığınızı biliyoruz. Bir de İktisat Fakültesi geliyor ardından. Nasıl başladınız?

‘‘Gülşen Abi’’yle başladım.‘‘Gülşen Abi’’ Türkiyen’nin ilk Sitcom’u… Can Barslan yazıyordu, TRT 1’de yayınlanıyordu. Ama ondan önce lisede tiyatro yaptım. Liseye gitmeden önce istiyordum, çocukluk hayalimdi gerçekten. Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okurken ‘Gülşen Abi’’ çıka geldi. Bir bölümlüktü geldiğinde fakat beni sevdiler, 14-15 bölüm kaldım ben… İktisat’ta okuyordum ancak orayı bırakıp tiyatro okudum zaten. Daha sonra önce tiyatroyla uzun bir süre uğraştıktan sonra ardından televizyona geri döndüm aslında.

– Tiyatro’dan bahsetmek istiyorum. Ben de tiyatroyla uğraşan biriyim. Bizim de cemiyet hayatımızda amatör ruhla ancak bir profesyonel gibi tiyatroyla ilgilenen bir çok kişi var. O nedenle tiyatroya yakın biriyim. Böyle tiyatro kökenli insanlarla bir araya geldiğimde öncelikle tiyatroyla ilgili konuşmak istiyorum.

– Yani önce bir tek tiyatro aslında. Ama koşullar…

– 2010 yılına kadar bir oyun var sanırım…

-2010-2011 en son geçtiğimiz bir tiyatro festivalinde oynadım. Dot’ta yine…IMG_00666_720x1080

– Dot çok güzel bir ekip…

– Dot evet öyle… O arada oyuna hazırlanırken boyun fıtığı oldu ve oyunu bırakmak zorunda kaldım. O dönem sahneyi de biraz bırakmak zorunda kaldım çünkü 6 disk kaydırmış olduğum için doktorlar fiziksel olarak kendimi yormamam gerektiğini söyledikleri için ben de oyunu da bırakıp, dur dedim daha çok yolun başındasın sen kendini bir toparla… Şimdi tekrar istiyorum, şu anadaki tempoyla provaları tahallül edemiyorum inşallah sezona… Dizi bir tatile girsin o arada prova yapıp, oyuna başlayayım. Ancak öyle olabilir.   

– Sizler gibi insanların gönlünde yatan aslan tiyatro değil mi? Hep sadece tiyatro olsa keşke…

– Evet, hep sadece tiyatro olsa… Ancak hepsinin ayrı bir güzelliği var, hepsinin ayrı bir keyfi var. Televizyonu da seviyorum, şartlar zor, dakikalar uzun, çok uzun saatlerde çekiliyor ama kamera da güzel. Ancak sahneyle başlayınca o bambaşka bir yerde.

– Bir de lise yıllarında dansla ilgilendiğinizi biliyoruz…

– Kendi kendime yaptım. Dansla ilgili bir eğitim almadım…

– Çok güzel müzikaller oluyor… Dans, tiyatro, müzik hepsinin bir arada olduğu… Böyle bir oyunda yer almayı düşünür müsünüz?

– Daha önce o tarz oyunlarda oynadım… Örneğin Semaver Kumpanya,13. Gece… Bayağı danslı, müzikli, cambazlı, ipli bir oyundu. O tarz oyunlarda oynadım ama bir müzikalde olmak kolay değil… Onun için bence iyi ses gerekiyor. Yani yurt dışındaki oyunlara baktığınızda benim hani öyle oktavım geniş değil (Gülüyor).

– Şimdi ‘‘Poyraz Karayel’’ hepimiz izliyoruz. Ondan öncekileri de hep izledik… Ancak hangi dizi sizi bu dizide oynadığım için çok mutluyum, iyi ki orada o rolü oynamıştım dediğiniz dizi var mı? İlk göz ağrınız hangisi?

– İlk göz ağrım herhalde mezun olduktan sonra ‘‘Aliye’’ olur. Çünkü televizyona ilk adımımı onunla attım. Herşeyi Aliye’yle öğrendim.

– Çok iyi bir rolle hayatımıza girdiniz…

– Evet çok da keyifli bir ekiple, iyi bir senaryo ekibi, iyi bir yönetmen, iyi bir prodüksüyon şirketiye çalıştım. Her şeyi orada öğrendim. İşte kamera, açı nedir, o nedir, bu nedir hepsini Aliye öğretti bana. Aliye ciddi bir okuldur benim için… Ondan sonra çok severek yaptığım iş ‘‘Zeliha’nın Gözleri’’ydi. Orada medyum bir kadını oynuyordum. Onu çok keyifli oynuyordum. Sonra da bir çok projede yer aldım.

– ‘‘Kara Duvak’’ adında bir dizide daha yer aldınız…

– Evet, Mardin’de yaşadık 6 ay…

– Mardin nasıl?

– Turist olarak gitmek nefis ama yaşamak için çok zor. Hiç bir şey yok… Orada boşsanız, otel lobisinden başka gdecek hiç bir yeriniz yok… Ama turistim 3-4 gün Mardin’i göreyim diyorsanız gerçekten muhteşem. Görülmesi gereken bir yer ama o kadar. Sonra şehir değiştirin (Gülüyor).

IMG_00396_720x1080– Siz İstanbullusunuz tabii…

– Ben istanbulluyum.

– Sinema filmleriniz de var…

– Evet, ‘‘Tramvay’’ diye bir film var…

– Onunla ödül aldınız sanırım?

– Evet, Ankara International Film Festivalinde Umut Vaad Eden Kadın Oyuncu ödülünü aldım.

– Sosyal Medya kullanıyorsunuz… Ne amaçla kullanıyorsunuz?

– Zor bir soru… Twitter’da takipçilerim var. Twitter’da biraz beni takip eden insanların biraz sanat, kitap, biraz gündemin farkında olsunlar diye kullandığımı söyleyebilirim. Yani gitmeleri görmeleri gereken, bence okumaları gereken, sergiler olsun madem bu kadar takipçim var ben onlara ne katabilirim diye düşünüyorum. Tabii ki, diziyle de ilgil bir takım şeyler paylaşıyorum. Kendimle ilgil yaptığım şeyler gibi bir çok şey paylaşıyorum. Yani ben beğendiğim ve keyif aldığım şeyleri paylaşıyorum.

– Yani çok amaçlı, hem tanıtım amaçlı, hem haber amaçlı, düşüncelerinizi amaçlı diyebiliriz. Çok samimi bir şekilde kullanıyorsunuz.

– Evet samimi bir şekilde kullanıyorum. Gayet samimi… Çok hoşuma gden parçalar paylaşıyorum. İşte klasik müzikte paylaşıyorum, rock da paylaşıyorum. Onları da ben dinliyorum, belki bilmeyen biri dinler hoşuna gider…

– Sanırım Manga’yla albümlerinde yer aldınız…

– Manga’nın albümlerinde sesim var. Hem konuştum, 1-2 şarkılarında efekt yaptım. Seviyorum onları…

– Manga çok önemli bir grup aslında Türkiye’de bence doğru bir tercih…

– Onların prodükteri Haluk Kurosman ilk çıkartan… Hatta Gripin, Emre Aydın gibi isimleri çıkartan bir isimdir Haluk Kurosman. Haluk Kurosman aynı zamnda benim çocukluk arkadaşım. O nedenle ben Haluk’un stüdyosuna çık gidip gelip hepsiyle tanışıyorum bir şekilde. Elimden bir şey geliyorsa muhakkak yardımcı oluyorum. Sanatın her dalına yardım etmek gerekiyor bence. Destek olmalıyız birbirimize.

– ‘‘Ulan İstanbul’’ dizisi internet üzerinden yayın yapmaya başladı. Bayağı ilgi uyandırdı bu sistem. İnsanlar takip ediyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuyla ilgili?

– Ben bunu bir süreç olarak göreceğiz diye düşünüyorum. İnşallah da çok iyi olur. Bildiğim kadarıyla da yanlış hatırlamıyorsam sanırım ilk bölümünü ücretsiz verdiler internetten. Ama daha henüz bilmiyorum inşallah yanılırım çünkü ben bu iş olsun istiyorum. Çünkü internet çok özgür bir mecra olabilir aynı zamanda. Çünkü televizyonda bir çok şeyi göstermiyoruz. Rtük’ün bir takım kuralları var, onların dışına çıkamıyoruz. Toplum için gereki görülen… Genel izleyici izliyor zatem. Ama internet bir tercih meselesi olduğu için orada çok daha özgür olunabilir. Anlatılan konu gerçekten daha özgür anlatılabilir. ve güzel bir kapı da olabilir. Çok değişik projeler de çıkabilir. Ama ben Türk halkının internet üzerinden para vermesini yani kredi kartını internete vermek gibi bir alışkanlığın kaç kişide var bu ülkede emin değilim. O yüzden de bunun bir şekilde faturaya mı yansıtılı nasıl olur, nasıl ilerler bilemiyorum. Ama ilerlemesini çok isterim kendi adıma ve bizim sektör adına.

Yurt dışında mesela Amerika’da bu sistem çok güzel yürüyor. Umarım bize de böyle gelir. Orada da reklamlar var, bir yandan geliyor biraz daha fazla para verince reklam hiç geliyor. Bence bunlar hoş şeyler. Keşke olabilse… Ben yolları açık olsun diyorum. Umarım bir kapı açıyorlardır gerçekten çok iyi bir iş, çok iyi bir ekip… Hakediyorlar da gerçekten. Ço samimi bir dizi.

– Poyraz Karayel’e gelelim isterseniz. Ben çok ilgiyle izliyorum. Ekibi çok beğeniyorum.IMG_99866_720x480

– Ben de çok beğeniyorum ekibi (Gülüyor).

– Hatta size bra kızıyorum çünkü bir aşka mani oluyorsunuz. Mutlaka bir sebebi vardır…-gülüyor-

– Var (Gülüyor).

– Biraz dizinin reytinglerini konuşalım isterseniz…

– Reyting zaten hepimizi, bütün sektörü biraz ürküten bir durum olmaya başladı son yıllarda. Eskiden, sanıyorum bu kadar değildi. Nasıl ölçülüyor çok da bilmiyorum açıkcası… Ama izlendiği zaman reytingi oluyor. Reyting şu açıdan önemli, reklam için önemli… Yani reytinginiz ne kadar yüksekse o kadar kanal oraya reklam pastasını o kadar pahalıya satabiliyor. O zaman da sizin dizinizin devam etmesi için gerekli bütçeyi sağlıyor. Diziler reklam kuşağı için var bile diyebiliriz. bu bir kar işi… Bir ticaret ve ticarette hiç bir duygusallık yok burada. Yani tamamen bir iş.

– Set nerede? Neler yaşıyorsunuz?

– Set, bir sürü yerde görüyorsunuz, tek bir mekanımız yok ama Riva taraflarında ana mekanlarımız. Genelde Andolu Yakası’nda çalışıyoruz. Sette genelde biz izole bir evde çalışıyoruz. Ormanda bir ev orası… Ana mekanlarımızdan biri… Kimse yok bir tek biz varız orada… Orada rahat… Çok soğuk oluyor yalnız oralar… çok halkla iç içe çalışmadığımız için hep biz bieyiz… Eğleniyoruz da sette çok gülüyoruz.

– Bir afacan da var zaten…

– O dünyanın en tatlı çocuğu. Yani bu kadar güzel bir çocuk. Ona hepimiz aşığız… Müthiş maşallah…

– Daha erkek ağırlıklı daha az kadının olduğu bir dizi…

– Daha az derken 3 kişiyiz (Gülüyor).. Müge abla da var ama o hep evde olduğu için onunla hiç karşılaşmıyoruz. Biz işte Burçin, ben, Ece şeklinde üçümüz setteyiz. Ve bir sürü adam var evet (Gülüyor)…

Ama tatlı adamalar sanki (Gülüyor)…

– Aynen öyle. Hele ben tamamen bayların içindeyim.

– Daha iyi böyle bir tek siz olduğunuz için belki daha el üstünde tutuyorlardır. Hani sarışınsanız, bir esmerseniz ya da bir İngilizseniz falan ilgi görürsünüz ya…

– Evet ama yani böyle şeyler sobanın en yakınında ben varım. Centilmendir erkeklerimiz sağ olsunlar. Herkes de oyuncu geçmişi olan insanlar. Herkesin tiyatro geçmişi var Yani meslek etiği herkesin çok iyi. Biz çok keyifli çalışıyoruz. Yönetmenimiz çok sakin. Yönetmen sakin olunca set de çok sakin. O yüzden hiç bir gerginliğimiz yok. Biz böyle keyfli keyifli işimizi yapıyoruz.

– Oyuncuların da kaprisi yoksa, geç gelmiyorlarsa… Duyarız ya bazen sete geç geldi şöyle yaptı, böyle yaptı diye…

– Oluyor tabii ki, sonuçta hepimiz insanız.

– Mazereti çok önemli galiba…

– Ama bizde hiç olmadı, hiç yaşanmadı. Bizde herkes işini çok severek yapıyor, herkes ekibi çok seviyor. Biz çok mutlu gidiyoruz sete. Ondan sonra mutlu çıkıyoruz setten. Öyle bir sıkıntı yaşayacağımızı hiç sanmıyorum.

– Bu bazen kendi aranızda bir parti düzenliyorsunuz, sezon finali ya da dizi finalinde yaptığınız partiler gibi… Oradaki çekimlerde aslında aranızdaki o samimiyet izleyiciye yansıyor.

– Bzi zaten ekiple sadece işte görüşmüyoruz. Dışarıda da arada gidiyoruz maç izliyoruz beraber, gidelim bir yerde yemek yiyelim diyoruz. Gidelim beraber oyun izleyelim diyoruz. Yani beraber hareket eden bir ekibiz aynı zamanda.

– Poyraz rolünde yer alan İlker Kaleli bir röportajında böyle bir oğlum olucağını bilsem hemen çocuk sahibi olurum demiş.

– Aynen öyle bize söylüyor. Yani bu olacağını bilsem hemen bugün çocuk yaparım diyor. Ama öyle gerçekten.

– Normalde de öyle bir çocuk mu? Çekimler dışında…

– Çekimler dışında Sinan gibi değil… Ataberk çok daha süper bir çocuk. inanılmaz sıcakkanlı, işinde hepimizden daha profesyonel (Gülüyor). Yani müthiş bir çocuk…

– Yolu açık olsun yolun başında çünkü…

– Aynen inşallah.

– Her çocuğa nasip olmuyor böyle bir şey…

– Ama yetenekli de yani… Çok yetenekli, uyumlu, sıkıntısı yok, sette mutlu, hepimizle anlaşıyor.

– Role nasıl hazırlanırsınız? Yani örneğin şu an bir avukatı canlandırıyorsunuz. Bir avukat arkadaşınızla görüştünüz mü?

  Her rolün farklı şeyi vardır… Valla avukat arkadaşlarımla rolümle hiç görüşmedim. Çünkü dizide dikkat ettiyseniz ben henüz mahkemeye çıkmadım. Karakolda işini halledip başka arkadaşlarını yönlendiriyor. Kanunlara hakim bir avukat aynı zamanda mafya avukatı. Ben zaten şu anada herhangi bir avukata gitsem bana bu konuyla ilgili pek ardımcı olacağını sanmıyorum (Gülüyor).

– Şimdi diziyi ilk izlemeye başladığımız zaman sizi de babanın kızı gibi düşündük… Yani öyle bir baba diyorsunuz ki…

– Ama zaten öyle… Yani küçükken yanına alıp kendi çocuklarıyla beraber büyütmüş bir kız. Zaten herkes babaya baba diyor. O hani hepimizin babası, herkesi kurtarmış. Oradaki ekipte de herkesi kurtarmış.

– Yani adil bir mafya babası… Kötü bir mafya babası değil sanki…

– Bilmiyorum ama sonuçta biz adam öldürüyoruz ona ne kadar iyi diyebiliriz bilmiyorum (Gülüyor). Ama evet bir vicdan var, kendi doğruları var. O dünyanın içindekilerden daha temiz diyebiliriz. Çünkü zafer diye biri var onun gibi değil.

– Sizin de bir aşk hikayeniz var sanırım dizide…

– Sefer’in Sema’ya bir aşkı var evet.

– Olunmayacak gibi deği yani…

– Teşekkür ederim (Gülüyor).

– Sema’nın var mı Sefer’e karşı bir ilgisi?

– Şu an hayır… Şu an yok ileride ne olur ben de bilmiyorum. Ben de okudukça öğreniyorum sizler gibi… Sema’nın da bir hikayesi var, o da çıkacak ama 11.-12. bölümlerde daha var. Bir ay sonra Sema’nın ne olduğu asıl o zaman çıkacak.

– Sporla ilgilenmeye devam ediyor musunuz? Çünkü boks, tenis ve yüzmeyle uğraştınız sanırım.

– Evet şöyle ben lisanslı tenis oynadım üstüne yüzdüm. Onun dışında boksla uğraştım. 8 ay boks yaptım ancak beni boyun fıtığı yaptı beni. Disklerimi kaydıran bokstur. Şimdi spor yapıyorum ben sporsuz duramam ama zumba, pilates o tarz sporlarla uğraşıyorum. Kendi vücut ağırlığımla kendimi çalıştırma gibi sporlarla ilgileniyorum. Spor salonuna gidiyorum ancak gym’deki spor aletlerinden hiç birini kullanmıyorum yürüyüş bandı dahil. Yani yürüyeceksem bir yere varmak üzere yürümeliyim. Ben yürüyüşümü kendim evden çıkıyorum sahilde yürüyorum. Seviyorum yürümeyi.

– Cemaat gazetesi olduğumuz için sadece Ermeni cemiyet hayatını değil Rum, Süryani, Musevi arkadaşlarımızın da cemiyet haberlerini yapıyoruz. Sizin de farklı din gruplarına mensup arkadaşlarınız var mı?

– Var tabii… Ben çocukken de varlardı yani biz bilmezdik yani… Biz arkadaştık… Büyüyünce farklı mezhepten olduklarını öğrendik. Benim Musevi arkadaşlarım da var, Ermeni arkadaşlarım da var. Valla biz arkadaşız, insanız.       

– Bu aralar hepimizin canını sıkan bir olay yaşadık… Özgecan Aslan… Ben de Pazartesi ve Salı günleri siyah giyindim… Özgecan bizi çok etkiledi… Türkiye’de bir kadın ve bir sanatçı olarak sizin söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

– Türkiye’de yaşayan her kadın tacize uğramıştır. Tabii ki ben de uğradım. Tabii ki, yolda giderken… Hatta geçen gün üzerime ses bombası atan bir taraftar grubu oldu. O kadar korktum ki, baamm deyince… Ne yapıyorsunuz deyince, bir sürü genç bana bakıp gülüyorlar. Bence bu da çok ağır bir taciz özellikle bana atmış. Bir kadın olduğumu, tek başıma olduğumu araç bekliyorum eve gideceğim soğuk, kar var bir anda bir sesle irkildim. Bir şey patladı zannettim. Zaten zor günler geçiriyoruz. her yerden her şey gelebilir diye bir korku yaşıyoruz yani aslında. Çok rahatlar… Yani bin çeşit taciz var… Sosyal medyadan da taciz görüyorsun ve sürekli tekraralanıyor. Buna bir şekilde nasırlaştırmalısınız kendinizi yoksa başa çıkamazsınız. Dediğim gibi her yerde vapurda, arabada, yolda laf atan da oluyor, daha sertleri oluyor. Okul yıllarımda otobüse binerken yanımda kocaman bir çengelli iğne taşırdım ben. Kendini korumanın yolları çünkü orası sıkış tıkış diyerek seni ittiriyorlar, yaşanıyor ne yazık ki…

– Çok yazık dediğiniz gibi… Kadına taciz çok kötü ya da bunu biraz daha genişletirsek güçlünün güçsüze orantısız güç kullanarak bir şeyler yapması…

– Ama burada toplumla ve eğitimle alakalı bir sorun olduğunu düşünüyorum. Burada ben anne babalara yani çocuk yapmayı düşünenlere beş kez falan düşünmeleri gerektiğini düşünüyorum. O çocuğun 0-7 yaş arasında ne görüyorsa bilinçaltından ileride çıkacağını, bunu yapan anne babanın suçlu olduğunu, o anne babanın da anne basının suçlu olduğunu düşünüyorum. O yüzden asıl yapılması gereken şeyin önce bir çocuk nasıl yetiştirilmeli bakmak, bir de zaten ne bileyim ben haberler, açıyorsunuz herkes birbirini vuruyor bu memlekette… Futbol izliyorsunuz o ona vuruyor… Dizi, film değil bunlar gerçek olan olaylar. Sokakta  ona vuruyor. Geçen gün vapurda düştüm ben… Çok kötü düştüm hatta kaydım, düştüm. Yağmurlu bir gündü, şemsiyem var, Kadıköy’e gidiyorum. Kaydım, düştüm elimden çantam kitabım ve şemsiyem bir de sabah ilk vapur… Hatta sete gidiyordum. Senaryo bir tarafa uçtu ben bir tarafa kapaklandım. Baktım herkes oturuyor. Pazar sabahı… Sağdan soldan bir şeyler toparlamaya çalışıyorum… Bir kişi mi bırakın yardım etmeyi iyi misiniz yok. İlk çok utandım. Köşede utanmış bir şekilde oturdum. Sonra vapurdaki insanlar adına da utanmaya başladım. Çünkü biri düşseydi ben iyi misiniz derdim en azından. Ya da yardım ederdim en azında. Ya da en kötü keşke biri gülseydi dedim çünkü ben de gülerdim bari hepimiz gülerdim güzel bir Pazara başlardık. Ama hiç bir şey olmadı, hiç kimsenin umurunda olmadı.

– Geçmiş olsun… Halbuki insanların kalkıp yardım etmeleri gerekiyor… Kadın, genç, yaşlı kim olursa herkesin başına gelebilir.

– Yok canım hiç bir şekilde kimsenin umurunda değil. O kadar duyarsızız… Bencilleştik, yalnızlaştık… Çağda biraz böyle yaptı. Çok kalabalık gibi görünen aslında o kadar yalnızsız.

– Çocuktan bahsettik… Sizin evliliğe ve çocuğa bakış açınız nedir?

– Bekarım ama evlilik kurumuna asla karşı değilim. Çocuk istiyorlarsa evlenilmeli ama istemiyorlarsa da evliliğin gerekli olduğunu düşünmüyorum. İki kişinin de aynı evde yaşayabileceğini düşünüyorum. Bana sorarsanız bir gün çocuk yapmak isteyeceğim bir adamla tanışırsam evlenip çocuk yaparım (Gülüyor).

– Ne güzel yeşil gözlü bir çocuk doğra (Gülüyor)

9 Bakalım

– Poyraz

– Karayel

– Tiyatro

– Hayat

– İstanbul

– Ev

– Aşk

– Büyük

– Sinema

– Güzel

– Özlem

– Özgürlük                                     

– Çok teşekkür ederiz, benim için çok keyifliydi…

About the author

LUYS_Admin

Luys Magazin Gazetesi Ana Hesabıdır.