Şahnur Kazancı 73. Köşe Yazısı

Artık yeter! Beyoğlu Üç Horan Yönetimi artık yeter!
Geçen sayımızda toplumun sıkıntılarını ele almış, bir türlü yapılamayan Patriklik ve vakıf seçimleri ile ortak bütçe konusunu dile getirmiştik. Yıllardır toplumun kanayan yarası “BEYOĞLU ÜÇ HORAN YÖNETİMİ”ne sesleniyorum, artık yeter şeffaf olun ve İstanbul’un en kıymetli yerindeki binamızı (Tokatlıyan Han) kiraya verin. Yapılan araştırmalara göre aylık 700 bin Türk lira kira getirisi olan bir yer yıllardır boş ve çürümeye mahkum edilmiş. Siz nasıl olur da bu kötülüğü bu topluma yaparsınız? Çözüm bulun! Dadyan Okulunun maddi sıkıntısından siz sorumlusunuz, Getronagan gibi ileri seviyedeki eğitim kurumumuzun sıkıntı içinde olmasından siz sorumlusunuz, Harvard‘ı kazanıp maddi imkansızlıklardan dolayı bu okula gidemeyen gencimizin geleceğini karartmaktan siz sorumlusunuz, Sahakyan gibi sporcu madeni bir kurumumuzun ileri gidememesinden siz sorumlusunuz, yıllardır bağışlar yapan hayırseverlerin gelecekte bıkıp yardımı kesecek olmalarından siz sorumlusunuz, asırlık okullarımızdan bazılarının kapanma noktasına gelmesinden siz sorumlusunuz, kendi kulübümüzün spor salonu olmadığı için başka bir kurumumuza borçlanmasından siz sorumlusunuz… Bu durumlar saymakla bitmez… Artık ya görevi hemen bırakın ya da gereğini yapın… Yıllarca kayıplar yaşattınız bu topluma ama artık yeter. İnsanlar sustukça, bu konuları dile getirmedikçe kayıplarımız her geçen gün artıyor. Kendi kabuğunda kimseye hesap vermeyen, ne yaptığı belli olmayan yönetim şeklini insanlar istemiyor. Sahip olduğumuz varlıklarda herkesin hakkı var. Okullarımızdaki öğrenci sayısı her geçen yıl azalıyor. 3200 kişilerden 2900 kişiye geriledi. Neden? Çünkü veliler kendi okullarına inanmamaya başladı, çağın gereklerini yerine getirmediğini düşünüyor. Tüm bunlar, tüm iyileştirmeler maddi güçle olur. Siz bu gücü toplumdan esirgiyorsunuz.

Basketbol turnuvasındaki kara tablo
26 yıldır düzenli olarak bahar aylarında yapılan Rupen Semerciyan Basketbol Turnuvası bu yıl olaylı başladı. Bazı kişisel egolar yüzünden başlaması geciken turnuva için ben de çaba sarf etmiş, bir an önce başlaması için ön ayak olmuştum. En az 8 dernek takımının katılacağını düşünürsek ortalama 8 sporcu ve 2 yönetici olarak hesaplarsak, turnuva heyeti ile birlikte 100 kişilik bir katılım ve yaklaşık 700 kişilik de izleyici ile 1000 kişiye yakın sporseveri buluşturan bu güzel organizasyona maalesef bu yıl ateş düştü. Başlaması olay sonrasındaki Ulusal basına şikayet etme, ırkçılık yapılıyor gibi saçma sapan bir düşünceyle afişe olmak tam bir rezaletti. Şu kişisel egolar yok mu? Bütün hikaye burada başlıyor. Her zaman söylüyoruz “Ben değil Biz olmalıyız”… Turnuvada ırkçılık yapılıyor, Süryani‘ler oynatılmıyor yaygarasını yapan saçma zihniyet bu turnuvada 5 Süryani gencinin yıllardır oynadığını bilmiyor mu? Olaya bir de şuradan bakalım Ermeni dernekleri arasında oynanan ve yazısız kurallar çerçevesinde katılan okulun mezunlarının oynadığı bir turnuva düşünelim katı kuralları olan bence buna da saygı duymak lazım. Ama biz birbirimize saygı duymayan, başarıyı kıskanan, kimsenin başarısını alkışlamayı bilmeyen bir toplum haline geldik. Bu saatten sonra bana göre yapılacak tek bir şey var o da bu turnuvayı Şişli Spor Kulübü‘nün idaresine vermek. Kulüp bu turnuvayı organize etsin ve derneklerle birlikte kurallarını koysun 26 yıllık harika gelenek bozulmasın. Ayrıca futbol turnuvalarının da 75 yıldır Türk futboluna hizmet eden Taksim Spor Kulübü’nün çatısı altında yapılmasının doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü bu tip turnuvalar sadece yarışmacı olmayı değil, arkadaşlığı, paylaşmayı da kazandırıyor genç yeteneklerimize. Hatta onlar maçlarda hem sayı atıyorlar hem de kendilerini izlemeye gelen seyircilere yeteneklerini sergiliyorlar. Geçmiş yıllarda bu turnuva sayesinde başlayan bir çok aşk da evlilikle sonuçlanmıştır. Bu turnuvanın kuruluşundan bugüne emeği geçen bir çok insan var, en kısa zamanda onlar bir araya gelmeli ve Rupen Semerciyan Basketbol Turnuvası‘nın bugününü ve geleceğini planlamalıdır.

 

Dadyan Okulu eski binası için bir araya geldik
Değerli okurlar bildiğiniz üzere Dadyan Okulu eski binasının geleceği ile ilgili çeşitli şeyler söylendi. Tarihi binanın müze veya meslek lisesi olmasından tutun da üniversite, huzur evi gibi amaçlara uygun olarak toplumun içinde kalmasını savunan kişiler oldu. Geçen gün CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan‘ın öncülüğünde eski binada bir araya geldik ve binanın geleceğini tartıştık. Çok farklı fikirler vardı. Herkesin gönlünde yatan bir şey var ama bana göre imkansız. O da binanın toplum içinde kalarak değerlendirilmesi fikri (meslek lisesi, kültür merkezi , müze)… Neden imkansız? Şu an zaten mevcut kurumlarımız ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bir çoğu maddi imkansızlıklar içinde savaş veriyor. Beyoğlu Üç Horan Vakfı gibi topluma hiç bir katkısı olmayan vakıflar olduğu sürece biz o hayallerimizi maalesef halının altına süpürmek zorunda kalırız. Geçen gün yapılan toplantıda çoğu katılımcı oranın mutlaka kendi içimizde değerlendirilmesi gerektiğini hatta başka bir kurumumuzca kiralanmasını teklif ettiler. Ama az önce öne sürdüğüm gerekçelerden dolayı oranın amacına uygun dışarıdan bir kuruma acil olarak kiraya verilmesi gerekiyor. Dadyan yönetimi ciddi anlamda maddi zorluklar içinde, üstelik toplum bireylerinin yaşadığı en kalabalık semtlerden birisi ve öğrenci sayısı olarak da en kalabalık okulumuz. Vakıf o kiradan elde edeceği gelir ile eğitim seviyesini çok daha yukarılara çekecektir. Çünkü benim bildiğim bazı yöneticiler ay sonu hesabı yapmaktan eğitimi geliştirmek için projeler üretemiyorlar. Aynı bizlerin ev hayatı gibi. Siz bütün bir ay ödeyeceğiniz faturaları, harcamaları kafanızda kurduğunuzda evin diğer bireyleri ile ilgili sağlıklı kararlar alabilir misiniz? Alamazsınız! Yapılacak tek şey var o da binanın akara çevrilmesi. Allah göstermesin evinizde veya yakınınızda bir cenaze olduğunda 1-2 hafta o acıyı daha az hissediyorsunuz değil mi? Çünkü gelen giden çok arayanlar var, ilgilenenler var… Ya sonra biraz ilgi azalınca gerçeklerle karşı karşıya kalıyoruz. Dadyan olayı da aynı şekilde. Bu toplantılar 4-5 kez daha olur yine bizler konuşuruz yine başkaları konuşur ama ateş düştüğü yeri yakar.

 

Şimdi bunlar moda
Son zamanlarda halk arasında hep spor ve diyet lafları dönüyor. Obezite yavaş yavaş azalıyor. Zaten etrafınıza bir bakın öyle aşırı kilolu insanlar pek kalmadı. Şimdi bu modaya restoranlar da uydular. Geçen gün öğrendim, Dardenia’larda ünlü yaşam koçları Karen&Tony Hill özel diyet menüsü yapmışlar, restoranlar dolup taşıyormuş. Yine bu kış sezonun iddialı mekanlarından Nişantaşı Grey’de diyet menüsü yapmış. Görünen o ki artık her restoranda bu menüleri göreceksiniz. Çok faydalı girişimler bunlar, dikkat edin herkesin elinde bir su şişesi var günlük atılan adımları akıllı telefonlar zaten sayıyor insanlar hep kontrol ediyor. Günlük en az 10.000 adım atılmalı diyor uzmanlar. Diyet demişken bizim Surp Pırgiç‘te diyetisyen Perihan Çiçek vardı bir ara çok ilgi görüyordu uzun zamandır ortalarda yok. Şimdi bir de yaz geldi ki özellikle bayanlar form tutmaya başlar. Temel olarak günlük 3 lt su, 10.000 adım, 3 beyaz (tuz-şeker-un) yok. Bunları artık ezberledik.

İstanbul’da mutlaka görülmesi gereken yerler
Adına sayısız şarkı ve şiirlerin yazıldığı, savaşların yapıldığı harika şehir İstanbul için herkes mutlaka gidilmeli diye bir çok yer sayar. Bende buradan yola çıkarak size benim  favori 15 yerimi yazmak istedim. Hakikaten de başka İstanbul yok.
Görmediyseniz mutlaka bu 15 yeri gezin. Şimdi tam zamanı, aşırı sıcaklar da bastırmadan ailece gezmelisiniz. Bu önerilerim yaz tatili için gelen misafirlerinizin de işine yarayabilir.

1) Balat (Eski Rum ve Ermeni evleriyle yaşayan bir tarih stüdyosu gibi)
2)  Galata Kulesi (manzarası, kuş bakışı konumu, etrafındaki kafelerde güzel bir 2 saat için ideal)
3) Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı (Osmanlı’nın izleri, baharat kokuları, dünyanın üstü kapalı en büyük alışveriş merkezi)
4) Yerebatan Sarnıcı (İnsanı hayrete düşüren bir mimari)
5) Topkapı Sarayı
6) Pierre Lotti Tepesi (Haliç’in ünlü panoramasının seyredildiği en güzel yer)
7) Kız Kulesi (Denizin ortasında hikayesi ilginç bir kule)
8) Nişantaşı (Ünlü marka ve kafelerin olduğu en nezih semt)
9) Ortaköy meydanı
10) Adalar
11) Ayasofya
12) Dolmabahçe Sarayı (Saray kadar konumu da çok etkileyici)
13) İstiklal Caddesi (1 saat yürümeniz bile yeterli)
14) Moda (Anadolu yakasının küçük ama hiç bozulmamış tarihi semti)
15) Bağdat Caddesi

Kınalıada yaza hazır mı?
İstanbul Ermenilerinin yazlık için çoğunlukla tercih ettiği ada olan Kınalıada yaza hazır mı? Biraz araştırma yaptım, genel olarak her şey aynı. Bu yaz için öne çıkan favori 2 mekan var. Dayk Miricanyan‘ın sahibi olduğu Kınalıada Jash yine favorilerden. Hafta sonları brunch, akşamları farklı konsept yemek ve müzik ile yaza hazır. Zaten kış aylarında da bazı hafta sonları çok ilgi gördüğünü biliyorum. Jash’ta bu yaz farklılık yaratan Cumartesi geceleri club ortamının biraz daha erken başlayıp geç bitmesi olacak. Bana göre ikinci favori mekan geçen yılın ilgi gören gece kulübü “Juke” olacak. Cuma- Cumartesi geceleri zaten club ortamı var, Pazar günleri de 17.00-21.00 arası happy hour ile yazlıkçıların eğlenmesini sağlayacak. Evren User ve Garen Asil ikilisi bu işi iyi biliyor. Zaman zaman duyduğum çok kalitesiz müzik yapıyorlar serzenişi de yersiz kalıyor. İnsanlar daha çok “Bakkal” diye tabir edilen piyasa şarkılarını seviyorlar. 1998-1999- 2000 bu üç yılda radyolarda çaldığım dönemlerde zirveyi ve ödülleri kimseye bırakmazdım çünkü insanların neyi istediğini iyi biliyordum ve onu veriyordum. Juke da aynı şekilde taleplere yerinde cevap veriyor.

Şişli Spor Kulübü’nde yeni dönem
Başarılı çalışmalara imza atan Şişli Spor Kulübü olağan kongresi geçen haftalarda yapıldı ve Alen Tekbıçak başkanlığında aynı yönetim tekrar göreve seçildi. Kendilerini tebrik ederim. Öze dönüş sloganıyla 2 yıl önce göreve gelen yönetimde gazetemiz Görsel Yönetmeni Belinda Kuran‘da yer alıyor. Sevgili Belinda’dan haberleri alıyorum. Yaz okulu için kayıtlar başlamış ve şimdiden dolmak üzereymiş bunu da öğrenince daha çok sevindim. Yönetim olarak çok zor bir süreçten geçtiler, maddi sıkıntıları atlatıp kulübü düzlüğe çıkardılar. Kış sezonunda özellikle Dadyan Okulu sahasında yaklaşık 250 çocuğumuza spor yaptıran kulüp, herkes tarafından takdir topluyor. Yeni yönetimde yer alan yeni arkadaşlara ve daha önce emeği geçen yöneticilere de başarılar dilerim. Yönetimi tanıyacak olursak; Alen Tekbıçak (Başkan), Arto Pehlivanyan (2. Başkan), Berç Terziyan (Başkan Yardımcısı), Diana Altun (Genel Sekreter), Artür Gür (Sayman), Belinda Kuran, Sevan Kılıçyan, Arek Dolar, Talin Boğosyan (Spor Okulu Koordinatörü), Rudi Berberoğlu, Maral Işıkbay, Voleybol Branşı: Haygaram Karasu, Ohannes Kürkçüoğlu, Murat Holluksever, Basketbol Şubesi: Zare Karakaş, Varujan Somoncuyan, Ayk Turaç, Rafi Kayıkçıyan, Satranç Şubesi: Sarven Çakmak, Julia Ayseli

About the author

LUYS_Admin

Luys Magazin Gazetesi Ana Hesabıdır.